Meditime Fizik Tedavi Ünitesine Hoşgeldiniz.

Çalışma Saatleri : 09:00 - 16:00
  İletişim : 0216 660 04 24

Archive for Aralık 2015

serebral palsi

Serebral Palsi ve Fizik Tedavi

Serebral palsi (SP), diğer adıyla beyin felci, doğum öncesinde, sırasında veya sonrasında merkezî sinir sisteminin hareket işlev alanlarının hasar görmesinden dolayı oluşan tablodur. Beynin oksijensiz kalması sonucu olabileceği düşünülmektedir. Hastalık değildir, tedavisi yoktur, ancak etkisinin en aza indirilmesi söz konusudur. Bu da fizyoterapi, ergoterapi, çocuk gelişim uzmanının hazırladığı gelişim destek programları ve aileye vereceği danışmanlık, cerrahî müdahaleler ve medikal cihazlama ile sağlanır. Serebral palsili çocuklarda güçsüzlük, sertlik, yavaşlık, titreme ve denge bozukluğu gibi pek çok sorun gözlenebilir. Sorunlar hafiften ağıra değişiklikler gösterebilir. Bunun dışında yoğun egzersiz programları, bu tablonun etkisinin kalkmasında medikal cihazlama ve cerrahî operasyonların önüne geçmiştir.

Serebral palsi etyolojisi tam aydınlatılmamakla birlikte prematürite, düşük doğum ağırlığı, enfeksiyon, travma, beyin kanaması, doğumda yaşanan komplikasyonlar ve ilaç/madde bağımlısı anne gebeliği risk faktörleri olarak sıralanmaktadır.

SP, yeni doğan çocukları etkileyen bir grup nevraljik düzensizliklerin birleşimine denir. Dört tip beyin felci vardır:

  • Spastik beyin felci,
  • ekstrapiramidal beyin felci,
  • atonik beyin felci ve
  • bu tiplerin karışımından oluşan beyin felci.

SP’nin en çok bilinen dört farklı şekli vardır:

  • kuadripleji
  • dipleji
  • parapleji
  • hemipleji

Ayrıca hipotoni de bu tabloda çok ender görülür. Spastisitenin tam tersidir, kas tonuslarında azalma görülür. Bu tablonun zekâ ile bir alakası yoktur. Yani SP’li bireyde zekâ geriliği olmaz. Çok fazla etkilenmiş ise fiziksel engel bulunur. Mental gerilik çok nadir gözlemlenir.

Hastalığın teşhisi genellikle 6-12 aylıkken konur. Nörolojik gelişimin tamamlanmasından sonra beklenilen baş tutma, yürüme gibi hareketlerin olmayışı serebral palsiyi düşündürmelidir. Teşhis muayene ile konmaktadır. Tedavi, klinik tablonun ilerlemesini durdurmaya yöneliktir.

Serebral Palsi hastalığında fizik tedavi almak istiyorsanız bizimle iletişime geçiniz.

Devamı
skolyoz

Skolyoz ve Fizik Tedavi

Nedenleri

Skolyoz çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Mesela spastik çocuklarda ya da çocukluk çağında felç geçirenlerde görülmektedir. Ancak sıklıkla karşılaşılan skolyozlar, daha çok 10’lu yaşlarda ortaya çıkan ve nedeni hala tam olarak bilinmeyen (idiyopatik) grupta görülen skolyozlar ile anne karnındaki etmenler nedeniyle ortaya çıkan ve doğuştan itibaren bulgu veren doğumsal (konjenital) skolyozlardır. Birincinin nedenini tam olarak bilinmemektedir. Konjenital skolyoza ise gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, şeker hastalığı, bazı vitamin eksikliklerinin neden olduğu düşünülmektedir.

  • Doğuştan olabilir (konjenital). Bu durum genellikle omurgadaki bir kusura veya birbirine kaynamış kaburgalara bağlıdır.
  • Polio (çocuk felci), beyin felci veya kas distrofisi (erimesi) gibi durumlara bağlı olarak kasların felci sonucunda oluşabilir.
  • İdiyopatik (nedeni bilinmeyen) olabilir. Daha önce düzgün olan bir omurgada, bilinmeyen bir nedenle ortaya çıkabilir.

Bulguları

  • Omurganın yana doğru eğriliği
  • Omuz ve kalçaların simetrik durmaması
  • Birinci eğriliği karşılayıcı ikinci bir eğri varlığı
  • Sırt ve/veya bel ağrısı
  • Yorgunluk
  • Nefes darlığı
  • Bir omzun (sağ-sol) öne ilerlemesi

Testler

Fizik muayene sırasında, hasta öne doğru eğildiğinde eğrilik daha belirgin gözükür. Farklı pozisyonlarda omurga röntgenleri ve skolyozometre (omurganın eğrilik miktarını ölçen bir alet) ölçümleri, skolyozun miktarını belirleyebilmek için yapılabilecek testler

Türleri

Skolyoz hastalığı üç sınıfa ayrılır. Bunlar;

  • Non strüktürel
  • Geçici strüktürel
  • Strüktürel skolyozdur.

skolyoz-cobb-acisi

Devamı
ankilozan-spondilit

Ankilozan Spondilit ve Fizik Tedavi

Ankilozan spondilit (kısaca AS), (Yunanca ankylos, sert,katı; spondylos, omurga), önceki isimleri “Bechterew hastalığı; Bechterew sendromu; Marie Strümpell hastalığı”, kronik, ağrılı, yangısal (enflamatuvar) bir artrit türü ve özbağışık bir hastalıktır. Başlıca omurga, pelvisdeki sakroiliak eklemler ve büyük eklemler (kalça, omuz) olmak üzere eklem ve çevre yapılarını tutar ve sonuç olarak omurganın kaynaşmasına neden olabilir. Omurgada kemiklerin birbirine kaynaması bambu kamışı denilen bir görüntüye neden olur. Hastalıktan muzdarip kişilerin yıllar içinde omurgası sertleşir ve sırtı kamburlaşabilir. AS, bundan başka göz, barsak, böbrek, kalp ve akciğerler gibi yumuşak dokularda da tutulum gösterebilir.

Ankilozan spondilit, özbağışık (otoimmün) spondiloartropatiler grubunda yer alır ve genetik yatkınlıkla güçlü bir bağı bulunmaktadır. Hastaların %96’sında HLA-B27 geni bulunmaktadır. Olasılıkla normalde zararsız olan bazı mikroorganizmalar HLA-B27 geni ile ilişkiye girmektedir. Bazı barsak ya da idrar yolları hastalıkları AS’in ortaya çıkmasını tetiklemektedir. sonuç olarak bu hastalığın, genetik zeminde çevresel etkenlerle ortaya çıktığı söylenebilir.

Belirtiler ve bulgular

Tipik hastaları 20-40 yaş arası genç erkekler oluşturduğu gibi, aynı yaşlardaki kadınlarda da görülebilir. Hastalığın kalıtsal olduğu bilinmektedir. Belirtilerin ilk görüldüğü yaşlar ortalama olarak 23’dür

Bu belirtiler tipik olarak, bazen omurganın tamamına yayılım gösteren, genellikle omurganın ortasında yerleşen kronik ağrı ve sertliktir, bu ağrı hatta bir ya da iki kalçaya ya da uyluktan sarkoliak eklemlere kadar yayılım gösterebilir.

Bu belirtliler kademeli olarak ilerler. Başlangıçta genellikle ankilozan spondilite özgü değillerdir. Ortalama olarak, tanı almadan 8,5 ila 14,5 yıl öncesine kadar başlangıç gösterebilirler. Erkekler kadınlardan 3:1 oranında daha çok etkilenirler  ve kadınlardan daha farklı gidişat gösterirler

Haftalar ya da aylar içinde artan bel ağrısı ve sertlik.
Gün içinde hareket etmekle ya da egzersizle azalan sabah sertliği ve ağrısı
Bu belirtilerin 3 aydan uzun süredir devam etmesi.
Özellikle erken dönemde kilo kaybı.
Yorgunluk.
Ateş ve gece terlemesi.
Topuk ağrısı
Kaba etlerde bazen bir tarafta, bazen diğer tarafta değişici karakterde ağrı
Göğüs ağrısı (özellikle batıcı tipte)

Laboratuvar İşaretleyicileri

HLA-B27 Doku Antijeni Tespiti: Tanısal açıdan önem taşımaz. Bu genin varlığı AS tanısı koymayı sağlamaz. Bu geni taşıyan herkeste AS ortaya çıkmaz. Hastada AS varsa çocuğunda AS gelilme olasılığı %10; çocuğunda HLA-B27 varsa %20’dir.

Eritrosit Sedimantasyon Hızı: Alınan kan örneğinin belirli sürelerde ölçülen çökelme hızı, iltahabi alevlenmelerle giden her hastalıkta olduğu gibi bu hastalığında alevlenmesinin iyi bir göstergesidir. Akut alevlenmelerde sedimantasyon hızı laboratuvarın verdiği referans değerlerin oldukça üstüne çıkar. Birimi mm/saat.Tedaviye yanıtı izlemede değerli ve ucuz bir testtir. Sedimantasyonun düşmesi olumlu bir göstergedir.

CRP (C Reaktif Protein): Eritrosit sedimantasyon hızı gibi vücutta bağışıklık yanıtının hareketlendiğini gösteren bir testtir. Çıkan değerlerin laboratuvarın verdiği referans değerlerinin üstüne çıkması iltahabi bir duruma işaret eder. Yine tedaviye yanıtı ve hastalığın aktivitesini izlemede ,sedimantasyon hızının sağlaması gibi kullanılır.

Kemik Yoğunluğu Ölçümü: AS osteoporoza yol açabilen bir hastalık olduğu için belirli aralıkla kemik mineral yoğunluğunun ölçülmesi uygundur.

Tedavi

Hekimin uygun göreceği ilaçlar kullanılmalıdır. Bunun yanı sıra, hastalığa özel olarak düzenlenmiş egzersizlerin düzenli olarak yapılması çok önemlidir.

Ankilozan Spondilit Fizik Tedavi Egzersizleri

ankilozan spondilit fizik tedavi egzersizleri

ankilozan spondilit fizik tedavi egzersizleri

Devamı