Meditime Fizik Tedavi Ünitesine Hoşgeldiniz.

Çalışma Saatleri : 09:00 - 16:00
  İletişim : 0216 660 04 24

agri

Ağrı ve Fizik Tedavi

İnsanları doktora götüren en sık yakınma ağrıdır. Ağrının, insanın varoluşu ile birlikte olduğuna inanılmaktadır. İlk çağlarda insanlar ağrı duygusunu, kötü ruhların oluşturduğu ve insane vücuduna kulak ve burundan verilen bir ceza olduğunu düşünüyorlardı.

Eski Yunan’da bütün duyuları algılama merkezinin kalp olduğu, ağrının da toprak, ateş, hava ve su olarak bilinen dört elementin hareketi sonucu oluştuğu inancı yaygındı.

17. yüzyılda Descartes ağrıyı bazı fiziksel araçlarla beyne gönderilen bir mesaj olarak tanımlamıştır.

Ağrı duyusu, doğumsal olarak ağrı algılama eksikliği olan insanlar hariç tutulursa, tüm insanların deneyim sahibi olduğu bir duygudur. Doku zararlanması sonucu ortaya çıkan, hoş olmayan duygusal bir deney olarak da tanımlanabilir.

Yanma, batma, yırtılma, iğnelenme gibi bir çok sıfatlarla ifade edilebilen ağrı duyusunu, ağrı sürecini yaşamayan kişiye anlatmak olanaksızdır. Ağrı duyusu, çeşitli uyaranların, insanın Mekezi Sinir Sisteminde, o kişiye özel, subjektif duygu olarak yorumlanmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Ağrının algılanması bir çok sistemin bir bütünlük içinde çalışmasına bağlıdır. Beyin dokusu, ağrı duyusunun hemen her safhasında yer almasına karşın, ağrıya duyarlı değildir.

Ağrının kaynağı her zaman belirlenemeyebilir, bu durumda ağrıyı psikolojik faktörlere bağlamak doğru değildir. Kişinin ağrılı uyarana cevabı, geçmişdeki yaşam biçimine, eğitim ve kültür düzeyine ve çevresel faktörlere göre değişir. Yani ağrıya karşı cevap kişisel olmaktadır.

Ağrılı bir uyaranla karşılaştığımızda öncelikle refleksif bir cevap olarak ağrılı uyarandan kaçıp kurtulmaya çalışırız. Bununla beraber organizmamızda da bazı değişiklikler izlenir, örneğin terleriz, nabız ve solunum sayımız artar.

Ağrı duyusu, tüm deri ve deri altı dokularımızda bulunan, ağrı duyusuna karşı hassaslaşmış ve özelleşmiş reseptör adı verilen algılayıcı sinir uçları tarafından algılanır. Omurilik yoluyla üst merkezlere ( beyine ) iletilir. Beyin bu uyarıları zararlı olarak algılar ve cevabını verir.

Spor yaralanmalarında, kırık ve bağ yırtıklarında ağrı duyusu hemen oluşmayabilir, sporcu ağrısız bir dönem yaşayabilir. Bu dönemi ağrılı ve psikolojik yönden endişeli bir dönem izler. Daha sonra ise hareket kısıtlaması ve depresyon dönemleri yaşanır.

William James’e göre iki türlü kişilik özelliği vardır; hipoaktif kişilik özellikte olanlar rahat olup, çok az veya hiç rijit tavır sergilemezler, bu grup insanlarda ağrı yakınması az olmaktadır. Hiperaktif kişilikte olanlar ise kolayca uyarılabilirler, kızmaya meyilli olmaları nedeniyle ağrı duyusu daha kolay gelişir.

Ağrıyı süresine göre akut ve kronik olarak ikiye ayırırsak, akut ağrıların anlaşılması kısmen daha kolayken, kronik ağrılar çok karmaşık bir mekanizmayla karşımıza çıkmaktadır.

Ağrı duyusu subjektif bir duyu olduğu için tanımlanması da güç olmaktadır. Şiddetini ölçen yöntemler yetersiz olduğundan değerlendirilmesi zordur.

Kronik ağrı tıbbın bir çok alanında, tüm hekimlerin karşısına çıkan, her uzmanlık dalının farklı yöntemlerle tedavi etmeye çalıştığı bir durumdur.

Uz. Dr. Şükrü Erdal YÜCEL

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

Spor Yaralanmalarında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Amyotrofik lateral skleroz (ALS Hastalığı) ve Fizik Tedavi